|
 |
 |
Okunma |
|
214 |
Hizmette OECD ikincisiyiz
"OECD Ülkelerinde Turizm 2008" raporu yayınlandı.
Türkiye,
“hizmet ihracında turizm gelirlerinin payı" açısından OECD ülkeleri
arasında en üst sıralarda, turizmin ekonomi içindeki payı açısından ise
orta sıralarda yer alıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın
2008 turizm raporunda, “Devlet turizmin ‘co-producer’ıdır, Türkiye’nin
Turizm Stratejisi’nin yerine getirilmesi için doğru kurumsal
düzenlemeler yaşamsaldır, bir ülkeye ya da destinasyona yatırımcıları
çekmek, ekonomik, sosyal ve politik ortamın özel sektör yatırımına
yardımcı olmasını gerektirir" gibi görüşler dile getirildi. ANKA'nın
Milliyet gazetesinde yayınlanan haberine göre OECD’nin iki yılda bir
hazırlayacağı turizm raporlarından ilki olan “OECD Ülkelerinde Turizm
2008: Eğilimler ve Politikalar" başlıklı rapor yayınlandı. Rapora göre
Türkiye turizmin rekorlar kırdığı 2005 yılı itibarıyla “hizmet
ihracında turizm gelirlerinin payı" açısından OECD ikincisi konumunda
oldu. Meksika’nın birinci sırada bulunduğu sıralamada, hizmet ihracında
turizm kaleminin tuttuğu yer açısından ikinci Türkiye’yi, Yeni Zelanda,
Avustralya, Portekiz, İspanya, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, İtalya ve
Fransa gibi ülkeler izledi. 2006 itibarıyla “turizmin GSYİH’da aldığı
yer" sıralamasında ise Türkiye Avusturya, Fransa, Yunanistan, Japonya,
Meksika, Yeni Zelanda, Polonya, İspanya ve Güney Afrika’nın altında,
OECD ülkeleri sıralamasında ortalarda yer buldu. Turizmin
2004 yılında Türkiye’nin GSYİH’sına yüzde 5.3 katkıda bulunduğu, hizmet
ihracatının üçte ikisini, mal ihracatının ise yüzde 24’ünü oluşturduğu
belirtildi. Raporda, "Her üç kategoride turizmin göreceli önemi
2002-2004 periyodunda azalmıştır" denildi. Buna göre
GSYİH’nın oranı olarak turizm 2002’de yüzde 6.5’lik bir değer ifade
ederken, 2003’te yüzde 5.5, 2004’te ise yüzde 5.3’e düştü. Yunanistan
ve İspanya’da turizm GSYİH’nın yüzde 10’undan fazlasını oluşturuyor. Mal ihracatında turizm 2002’de yüzde 29.7, 2003’te yüzde 25.8, 2004’te yüzde 23.7 yer tuttu. Hizmet
ihracatında turizmin payını gösteren rakamlar, 2002’de yüzde 80.4,
2003’te yüzde 69.2, 2004’te yüzde 66.1 oldu. Üç kategorideki oranlarda
da göreli azalış meydana geldi. Rapora göre, 2006’da
ülkeye turizm amaçlı gelişler 19.8 milyon iken, rakam 2005’e göre yüzde
6.2’lik bir düşüş ortaya koydu. 2005 Türkiye’nin turist sayısı rekoru
kırdığı yıldı, 21.1 milyon yani, 2004 rakamının yüzde 20.6 üzerinde bir
turist gelmişti. 2006’da Türkiye’ye gelen turistlerin yüzde 59’u OECD
ülkelerinden idi, bu rakam 2005’te yüzde 60.3 olmuştu. Türkiye’nin
uluslar arası turizm gelirleri 2006’da 16.851 milyar dolar olurken bir
önceki yıla göre yüzde 7.2 düşüş kaydedildiği belirtildi. DEVLET TURİZMİN “CO-PRODUCERIDIR? Devletin
turizmdeki rolüne değinilen raporda, devletin destinasyonların arzını
sağlamak, doğal sitelerle kültürel anıt ve müzeleri dikkatli bir
şekilde koruyup bakımını yapmakla görevli olduğu anlatıldı. Devletin
destinasyonları erişilebilir kılmak için ulaşım alanında da görevleri
bulunduğu belirtilen OECD raporunda, “Yani devlet turizmin
‘co-producer’ıdır. Hizmetleri, destinasyonların potansiyel ziyaretçiler
için çekici hale gelmesine katkıda bulunurken, turizmde büyümenin
gerçekleşmesi için zorunlu politika ortamını oluşturur" görüşü ifade
edildi. Raporda çevre korumanın önemine de şöyle değinildi: •
Başarılı bir turizm sektörü, daha fazla insanın ulaşımdan,
konaklamadan, korunmuş bölgelerdeki tesislerden yararlanmaları anlamına
gelir. Turistler her şeyin üzerinde, güzel doğa manzaraları ve
kirlenmemiş bir çevreyle ilgilenirler. • Turizm arzını
yapanlar için ise bu kaynakların kullanıma sunulması ana ilgi
konusudur. Bu, koruma ve kalkınma gereksinimi arasında çatışmaya yol
açar. Bu nedenle bölgesel planlama ve çevresel koruma politikaları
doğrudan turizmle ilgilidir. • Bölgesel düzeyde
kaynakların boşa harcanmasını önlemek ve çevre kirliliğini minimum
düzeyde tutmak amacıyla, koruma ve kalkınma gereksinimi arasındaki
optimal dengeyi başarmak için dikkatli planlama yapılması gerekir. •
Bir ülkeye ya da destinasyona yatırımcıları çekmek, ekonomik, sosyal ve
politik ortamın özel sektör yatırımına yardımcı olmasını gerektirir. DOĞRU KURUMSAL DÜZENLEMELER YAŞAMSAL? “Türkiye’nin
Turizm Stratejisi’nin yerine getirilmesi için doğru kurumsal
düzenlemeler yaşamsaldır" denilen raporda “Turizm potansiyeli bir hayli
yüksek olan Akdeniz ve Ege kıyılarının altyapı sorunlarını çözmeye
yönelik Ege-Akdeniz Turizm Altyapı Kıyı Yönetim Projesi Kültür ve
Turizm Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Projede başarıya
sağlanması için, yerel yönetimler ve bundan yararlananlar tarafından
biçimlendirilecek altyapı birliklerinin hayata geçirilmesi ve uygun
kurumlar ve yasal düzenlemeler yaratılması suretiyle, kullanıcıların
parasal desteğini sağlamak önemlidirö tavsiyesi yer aldı. Troy,
Afrodisyas ve Perge yerleşimlerinin termal tesisler ve kültürel
etkinliklerle bölgesel destinasyonlar haline getirileceği belirtilen
raporda, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel
Müdürlüğü ile yurtdışındaki 36 kültür ve turizm enformasyon bürosunun
ülke içi ve dışındaki turistlerden şikayetleri topladıkları kaydedildi
ve özetle şu bilgilere yer verildi: • Bakanlık şikayete
konu olan örneğin otel, restoran, dükkan gibi işletmelerle ilgili
incelemelerini Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve belediyelerle işbirliği
yaparak gerçekleştirmektedir. • Oda sayısı 2005’te 230
bin 605, 2006’da ise ilk rakamlara göre 241 bin 32 olarak hesaplanırken
yatak sayısı 2005’te 481 bin 704, 2006’da 506 bin 522 oldu. İki
kategoride artışa karşın doluluk oranları 2005’te yüzde 52.4 iken,
2006’da yüzde 47.3 şeklinde gerçekleşti. Ortalama kalış süresi de 3.2
geceden 2006’da 2.9 geceye geriledi. TURİZMİN GELİŞMESİ İÇİN MAKROEKONOMİK İSTİKRAR GEREKLİ? OECD
Raporunda, “İstikrarlı makroekonomik koşullar turizmin gelişimine daha
fazla katkıda bulunur" denilen raporda “Patlayan bir ekonomide turizm
talebi harekete geçer. Sürdürülebilir büyüme gerekli altyapı ve üstyapı
yatırımlarını olanaklı kılar. İkisi de sonuçta istihdam artışına yol
açacak potansiyel turizm yatırımları için öngörüye olanak sağlar.
Enflasyonun kontrol altında tutulması turizm hizmetlerinin fiyatlarını
sınırlar" denildi. Olumlu makroekonomik ilişkilerin
turizmin başarılı bir şekilde gelişmesi için önemli bir önkoşul olduğu
belirtilen raporda, “Turizm sektöründe şirketler için elverişli bir
ortam da zorunludur. Bu ekonomik, mali ve turizm bölgesiyle ilgili
önlemleri içerir" denildi.
|